Survivor Türkiye’nin 15 Yıllık Tarihi ve Muhteşem Başarısı

Türkiye programı, yarışmacıların ıssız bir adada kalarak doğal hayattaki zorluklarla mücadelesini gösteren yarışma programıdır. Türkiye’de yarışmacılar açlık, zorlu ada şartları ve birbirlerine karşı mücadele etmektedir. Bu mücadelelerde başarılı olan bir yarışmacı seyirci oylarıyla birlikte yarışmayı şampiyon olarak tamamlar.

Bu yazımda size son 15 yıla damga vurmayı başaran bir programdan bahsedeceğim. Survivor Türkiye… Yaptığı bütün işlerde başarılı olan Acun Ilıcalı’nın Survivor Türkiye yarışmasıyla adeta televizyon dünyasına damga vurduğunu söylemek abartılı olmaz. İlk başladığından itibaren her sezon daha da gelişip milyonlarca hayrana ulaşarak Türkiye’nin en çok izlenen şov programı oldu. Yayınlandığı her sezon bir önceki sezonu unutturmayı başardı. Bu durumu bir yarışma programında başarmak oldukça zor. Çünkü Survivor her şeyden önce bir karakter yarışması. İnsanlar destekledikleri yarışmacının başarılı ve şampiyon olmasını canı gönülden istiyorlar.

Nasıl bir takım taraftarı tuttuğu spor kulübüne bağlıysa Survivor izleyenleri de kendilerine yakın hissettikleri yarışmacıya o derecede bağlanıyorlar. Sevdikleri kişi oyun kazanamayınca, aç kalınca, üzülünce, sinirlenince ya da mutlu olunca bu duyguları yarışmacı kadar yoğun bir şekilde hissediyorlar. Bu durumu her sezon yeni karakterler üzerinden başarmak gerçekten de muhteşem bir olay. Bu da Survivor programının ne kadar başarılı bir proje olduğunu gösteriyor.

Peki nasıl oldu da Survivor Türkiye’nin en başarılı projesi olmayı başardı

Survivor Türkiye’nin macerası ilk olarak 2005 yılında Ahmet Utlu’nun sunumuyla ‘Survivor Türkiye: Büyük Macera’ adıyla başladı. Yarışmayı daha sonra Arka Sokaklar dizisinde rol alacak olan Uğur Pektaş kazandı.

2006 yılında ‘Survivor Türkiye – Yunanistan’ adıyla ve Acun Ilıcalı’nın sunumuyl ekranlara gelerek Türk – Yunan rekabetini oyunlara taşıdı. Sonuç olarak program geçen yılın üstüne çıkarak çok daha iyi bir izlenme oranına ulaştı. Yarışmayı 2011 yılında elim bir motor kazasında hayatını kaybeden Derya Durmuşlar kazandı.

Gelelim 2007 yılına bir önceki sezon Türk-Yunan rekabetiyle ekranlara gelerek mücadeleyi çok üst seviyelere çıkarmıştı Acun Ilıcalı. 2007 yılında bu rekabetten daha aşağı inemezdi ancak Türk-Yunan rekabetinin üstüne çıkmak da hayli zordu. Ilıcalı beklentileri karşılamalıydı ve bu rekabeti geçebilecek tek bir yol vardı! Galatasaray – Fenerbahçe rekabeti… Acun Ilıcalı hedefi tam on ikiden vurdu. 100 yıllık futbol rekabetini Survivor yarışmasına taşıyarak ‘Survivor: Aslanlar – Kanaryalar’ adıyla herkesi ekrana kilitlemeyi başardı. Yarışmayı Kanaryalar takımından Taner Özdeş kazandı.

2007 yılından sonra iki yıllık bir araya girdi Survivor Türkiye. 2008 ve 2009 yıllarında yayınlanmadı. Ancak 2010 yılında tekrar yayın hayatına başladı. Bu sefer ismi ‘Survivor Kızlar – Erkekler’di(Bu yarışmada ‘Var mısın Yok musun’ yarışmacıları yer almıştır). Evet bu seferde Acun Ilıcalı kadınlar ve erkekler arasındaki mücadeleyi ekranlara taşıdı. Yarışmayı Merve Oflaz kazanmayı başardı ve Survivor’u kazanmayı başaran ilk kadın yarışmacı oldu. 2020 yılına gelmemize rağmen yarışmayı Merve Oflaz’dan başka kazanabilen bir Türk kadın yarışmacı maalesef ki olmadı.

“Modern Survivor Türkiye” 2011 ile birlikte bir kült haline gelmenin ilk adımı

Ve gelelim 2011 yılına, Modern Survivor olarak da adlandırabileceğimiz ve bir seri haline gelerek kült olmayı başaran ‘Survivor Ünlüler – Gönüllüler’. Bu isimle ekrana gelmeye başladığı andan itibaren ortalığı kasıp kavurdu ve Türk halkının değişilmez şov programı oldu. Gerçekten iyi düşünülmüş ve rekabetin merak uyandırdığı, ön planda olan, herkesin tanıdığı ünlüler ile kimse tarafından tanınmayan, bir nevi mazlum olan gönüllüler takımının açlık ve zor şartlarda birbirleriyle mücadeleye ederek yarışması.

Konsept tam da duygusal Türk halkının istediği gibiydi. Güçlü ve güçsüzün çarpışması! Ama burada bir fark vardı. Yarışma içinde herkes eşitti ve oyunları kazanan mutlu günler geçirirken kaybeden taraf perişanlık içinde adasına dönüyordu. Ünlü olsanız bile! Bu yarışma izleyen herkeste “ünlü biri olsanız dahi bizden bir farkınız yokmuş” hissini oluşturdu. İki zıt kutuplu çarpışma insanların çok hoşuna gitti ve bu konsept Türkiye tarihine damga vuracak en uzun soluklu ve başarılı bir yarışma programının ortaya çıkmasını sağladı.

Her geçen yıl bir önceki yıla göre daha fazla kitleye ulaşmayı başardı. Mustafa Topaloğlu’ndan Yılmaz Morgül’e kadar birçok ünlü isim Survivor Ünlüler – Gönüllüler yarışmasına katıldı. Gerçekten yarışmaya katılacak olan karakterlerde iyi seçiliyordu. Eminim Survivor’ı izleyen herkes “acaba Mustafa Topaloğlu oyunlarda ne yapacak? Yılmaz Morgül ada şartlarına ayak uydurabilecek mi?” gibi sorular sormuştur. Sadece bu merak bile projenin ne kadar iyi hazırlandığını gözler önüne seriyor.

Zamanla kült haline gelen yarışmanın artık yeni bir konsepte ihtiyacı vardı. Bir değişim ile seyircinin dikkati ve beğenisi diri tutulmalıydı. Acun Ilıcalı bunu da düşünmüştü. Zaten hayatını şov dünyasına adamış birinin bunu düşünmemesi abes olurdu. 2015 yılında Survivor’ın All Star olarak ekranlara geleceği duyuruldu. Daha önce Survivor’da yarışmış şampiyon olan veya iz bırakan güçlü yarışmacıların katılacağı bir organizasyon. Ünlülerin ve gönüllülerin en güçlü yarışmacıları bir araya gelerek oyunlarda karşılaşması.

Her dönem diğerlerinden ön plana çıkmayı başaran yarışmacılar olmuştu. Bu sefer kendi dönemlerinde parlayan yarışmacılar diğer dönemlerin en iyileriyle karşılaşacaktı ve insanların akılların da ki “X yarışmacı geçen yıl olsaydı Y yarışmacısı kazanamazdı. X yarışmacısı Y yarışmacısından daha iyi” gibi tartışmalar son bulacaktı.

Acun Ilıcalı’nın planı bir kez daha tuttu ve All Star konsepti de beklenilenden daha fazla ilgiyle karşılandı. 2016 ve 2017 yılında ‘Survivor Ünlüler – Gönüllüler’ konseptine devam edildi. 2018 yılında tekrar bir All Star yarışması yapıldı. 2019 yılında daha önce 2006’da yapılan ‘Survivor Türkiye – Yunanistan’ konseptine tekrar dönüldü.

Neden kült haline gelen bir konsepte ara verildi diye sorarsınız. Benim görüşüme göre yurt dışına açılan Acun Medya’nın ticari bir refleksi diyebilirim. Çünkü 2019 yılında ekranlara gelen ‘Survivor Türkiye – Yunanistan’ komşuda reyting rekorları kırdı. Bu yarışmanın diğer yarışmalardan ayrılan bir özelliği daha var bu sefer Survivor tarihinde ilk kez iki şampiyon çıktı. Biri Türk takımından diğeri Yunan takımından. Bunun sebebi de bana göre sms oylarıyla şampiyon çıkması diyebilirim. Çünkü Türkiye’nin nüfusu Yunanistan’nın çok çok üstünde ve sms oylarıyla tek bir şampiyon çıkarmak adaletsiz olurdu. Ama 2006 yılındaki yarışmada tek bir şampiyon çıktı dediğinizi duyar gibiyim. O yarışmanın konseptinde finale kalan yarışmacı sms oylarıyla şampiyon olmuyordu. Birinciyi oyunlar belirliyordu.

2020 yılında yani koronovirüs günlerinde tekrar ‘Survivor Ünlüler – Gönüllüler’ olarak ekranlara geliyor bu kült yarışma. Bu sezon bir şey dikkatimi çekti bunu da sizinle paylaşmak istiyorum. 2015 yılından itibaren profesyonel sporcuların katıldığı, atletizmin ön plana çıktığı ve ada hayatının biraz geride kaldığını hissettim. Ama 2020’de biraz daha içimizden insanların olduğu ve ada hayatının ön planı çıkarıldığını gözlemledim. Unutmadan 2011 yılından itibaren şampiyon olanlar sırasıyla: Derya Büyükuncu(2011), Nihat Altınkaya(2012), Hilmi Cem İntepe(2013), Turabi Çamkıran(2014, 2015 All Star), Atakan Arslan(2016), Ogeday Girişken(2017), Adem Kılıççı(2018 All Star), Yusuf Karakaya(2019 Türk Takımı), Katerina Dalaka(Yunan Takımı).

Acun Ilıcalı’nın Survivor Türkiye başarısı

Bu kadar başarılı bir programın yapımcısına da değinmemek olmaz. Acun Ilıcalı’nın hayatını anlatmama gerek yok muhtemelen birçoğunuz biliyorsunuz. Sadece Survivor’un başarısındaki payına değinmek istiyorum. Bildiğiniz üzere muhabirlikten medya patronluğuna uzanan bir hikayesi var Acun Ilıcalı’nın.

Başarı basamaklarını birer birer çıkarak en tepeye çıkmayı başardı. Ama zor olan zirveye çıkmak değil, zirvede kalmaktır. Peki Acun Ilıcalı zirvede kalmayı nasıl başardı. Bunu Survivor Türkiye üzerinden değerlendirelim.

Sunumuyla ve anlatımıyla insanların dikkatini çekmeyi başaran bir yeteneği olduğu kesin. Bunun dışında içtenliği, samimiyeti, duygularını anlık yaşayarak seyirciye doğal gelmesi ve en önemlisi de medya patronu olmasına rağmen sunuculuktan vazgeçmemesi, purosunu yakıp bir kenara çekilmemesi, kimseyi üstten görmemesi diyebiliriz. Bir medya patronun yarışmacılarla konuşması, tartışması, oyunlarda hakemlik yapması bizim çok da alıştığımız bir durum değil. En tepede olmasına rağmen çizgisini bozmadan aynı şekilde yoluna devam etmesi ve samimiyetini aynı şekilde koruması insanların gözünde Acun Bey değil de Acun olarak kalması başarının en büyük sırrıdır. Duygusallığı ile bilinen Türk milletinin böyle bir figürü sevmemesi de beklenemezdi.

Habere Yorum Yap